22 Eylül 2013 Pazar

İç Büyüteç / Cemil Yüksel



















merak ettiğim oldu çitleri, pazar yerini
alyansları, parlak görünümleri, sahtenin koynunu
kadınların peşlerini, utandığım oldu etimden evet
öğrendim yalanı şeytan tırnakları çıkara çıkara
başka yalanlara da eklendim, muhasebe yüklü
tutturulmuş düzgün boy atsın diye sırıklarla
o yüzden biraz rezilim, öpüyorum ya yüzünüzü
ellerinizi sıkıyorum ya ahlakın derisiyle
-of diyorum- içim geçiyor, içim bir dışarı taarruzu
tatla, kokuyla, dokunmayla,görmeyle,işitmeyle
beşi birden toplaşmış bir ergen evi haz kulesi
içim bulutları sallana sallana ilerleyen yaz
ne var ne yok size verecek tüm meyvelerini

bir atın dişlerine bakıldığında yayılan homurtu
bize saatleri öğrettiler, durmadan bağırdığım buydu
sayıları, mesafeleri ve yazmayı, soğuk ağızlarla
sıralarda dişledim pembe kokulu silgileri
sonradan bir memeye döndü her şey

yumruk gibi kasılı bir mideden
küçük dilimi parmaklayarak kusturdum
içine işlemiş uyuşukluğu, irkilmeyi ve dışlanmayı
öğürtülerle, kemirgenliği, kök kök çıkardım

kelimeleri dilimle tadıyorum artık ilkin,
kapı önlerinde, parklarda, kahve sonraları
çekirdekler gibi çıtlıyorum boşluğunuzu.




8 Eylül 2013 Pazar

Eylül / Cemil Yüksel



















yırtılan bir elbise sesisin ey hüzün
ne çabuk yer ettin,
bir daha bulmuş kıldın
sıyırdın uykuyu gövdeden
doldurdun kısık sularla gözlerimizi
ağlamamız susmuştu ağlamak dolduk
“bırak” fiiliyle koşmuşluğun var, bildik
hiçbir yere sığmaz boşluğumuzu
aldın sevdirdin bize tekrar,
öpe koklaya
bir daha, tazeliğinde, kokumuzu yaydın
göklere, kırlara, yeşillere, süre süre…

bunu bilmeden bildiğimizdi bu 
olur işte sadece bir öpüşmekle
bir öpücüğün çekildiği akşamlar
bir ağacın alınıp terasa dikildiği
doğru yanlış hiçbir şeyin bir yere varmadığı
ne bulduysak, az bulduğumuz, orda işte

köklenir hazzın tüm yaşama isteği vücudunda
kıvıl kıvıl yer bulmuştur
susar eksik bir sessizlikle olsa bile
susar kuyuların azalmış susuzluğu
ne yapacağını bilmezliğinden…

ve yine iyi ki aynı yerindeyiz yoksulluğun
tanıştıkça bulunmayan yerinde
ve iyi ki anlamamışız hiçbir şeyi
buluşsun durmadan o en uzak, kendisiyle
dönen yıldızlar gibi anlamadığımıza eş
güzeller güzeli kaldığımız.