S / Cemil Yüksel


seni sevdim bu akşam senin haberin yoktu
dalından yerçekimini döverek kurtulan bir elma
o elma kaç zamandır senin elinde
kaç zamandır ısırılmakla kendini destekliyor
avcunda fırlatılmayı bekleyen misketler gibi

seni neden sevdim bu akşam senin haberin yoktu
bilekleri zamanın avuçlarında diz çökmüş
onarıyor bir papatyayı güneşi az görmüşlüğünde
evet şimdi ne bulsa tamamlıyor yüzünde
en çok neresiydi tutulduğunda başka olan

seni nasıl sevdim bu akşam senin haberin yoktu
belli etmeyen, sızdırmayan, içe doğru
içindeydi hızlıca çekilmiş bir perdenin sarsıntısı
suda toplanan balıkları irkilten bakışın sesidir
bir şiire başlaması gibi bir şairin

seni neyle sevdim bu akşam senin haberin yoktu
suyla güneşle ayla kundakla bir bir yine de unuttu
eşyanın sesleri ölü bir tonu bırakıp koyuldular yaşamaya
ağırlığınla toprak kum çakıl aldılar yeni şeklini
bir taş koptu mesela bir kayadan yüklenince

seni sevdim haberin yoktu bir bilsen
bu sabah açılmış bırakacaktım her şeyi