29 Mayıs 2015 Cuma

Konuşmak / Cemil Yüksel


parkları dolaştım ağzımı taşla doldurdum
ağırlığıyla batsın diye sessizliğe
bilançolar istatistik bilumum maddelerle
kâr oranları eşitlik ve denk gelmelerle
vergi daireleri soğuk eller ve donup kalmalarla
ayırt etmeler sistemler kurtarmalarla yeniden
teyit ederek durmadan ağzımı doldurdum
ağırlığıyla batsın diye sessizliğe

biliyormuş gibi konuşmasını, 
çoğu vakit taklit eder gibi bilmeyi
sözcüklerin dizisinden fırlayan anlamı
her şeye yetişen açık ağzımı
taşla doldurdum, batsın diye sessizliğe
çiğneye çiğneye kırdım dişlerini
çok konuşmanın, pasın ve yalanın

konuşuyor koklayan bir köpek gibi düşünceleri
ordan oraya bir kuşun kaybolmuş yönü
zıplayarak buluyor en rahat edeceği ülküyü

ağzım mı buluyor düşünceyi, 
düşünce mi buluyor ağzımı
korku hatırlatarak koruyor
atıyla yuvarlanan arabaları.

tüm sesleri çıkarmaktan sorumlu tutan ipi
kessin diye ağırlığıyla
ağzımı taşla doldurdum 
parçalasın diye dilin zehirli hükmünü.


27 Mayıs 2015 Çarşamba

Kabuk / Cemil Yüksel


bir böceğin yaşamından geldim
karanlık taraflarım yaşama çiçekler verdi
çığlık çığlık insan yüzünün nice şekli
en çok ürktüğü parıltıyı taşımış içinde
bana baktıklarında fırlıyordu ortaya

görünmemin türlü türlü halinden
şeklini alıyordu iğrenmenin yüz buruşukluğu.
bir defasında sıcak mı sıcak bir sabah,
banyo küvetinde parlayan ışıktan kaçıp dururken
vura vura çıtırtılarla bu son yazıldı belki

belki de gazete içinde buruşturularak canlı canlı
antenimin yönsüz çırpınmalarıyla
atıldım yüksek katlardan
uçmayı öğrenmesi için itilen kuş yavruları gibi
yaşamak için mi ölmek için mi pek bilinmeden

küçük bir bakışın anlattığı derinlikten düştüm
bir tebessümün kendini taşırdığı mermerlere
tut beni aşk sarsan boşluklarında
sessizlik, suların akmazlığı
büyük bir derinliktir evlerde.

Dürüstlük / Red Hawk


Gerçek dürüstlüğün ne olduğunu görmek istersen
köpekten ötesine bakma.
Köpek iyi görünmeyi hiç takmaz

Ama Kraliçe’nin annesinin bacağına sarılacaktır
şayet canı isterse. Köpek
senin ne halt düşündüğünü umursamaz

Papa’nın huzurunda taşaklarını yalar
eğer canı böyle yapmak istiyorsa.
Köpek hiçbir gücün, zenginliğin

şöhretin karşısında ayağa kalkmaz.
İmparator’un kıçını ısırır eğer
yemeğine el uzatırsa; köpek

bacağını kaldırır, Başbakan’nın limuzininin
akyanaklı lastiğine ya da sıçıverir
Dalai Lama’nın seccadesine

çünkü o bir köpektir ve köpekler
böyle yapar ve
özdeki bozulmamış gizli bir parçada

köpeklerin bu dürüstlüğüne hayran oluruz, çünkü
kendimizde bulunmadığını görürüz ve

biliriz, böyle bir dürüstlüğün
bu dünyada korkunç bir bedelle geldiğini.


24 Mayıs 2015 Pazar

Hodri Meydan / Cemil Yüksel


varoluşun umarsız hali -hal bile değil- ve 
sebep aramalarda kaybolan mükemmel an 
aşk düşer, sonsuz bir doğum ânıdır dünya
sınırlı olmanın da en derine inişi
hafifçe çizer alnını meydanın.

meydan görünür kılmak genişliği
meydan çağıran sesin cılızı
yatağın şeklindeki tutunma.
bir varlık yazmadadır bu hayali.

hayal boyuna koparmaktadır ipliğini
ol anı görmeye yetişmez tığ atışı
olmaya takılır kalır her yazıda…
ey gözleri perdeleyen incelik
seni kaba otlarla yakmaktan geliyor atların toynağı
seni gürültünün pasıyla sildiği oluyor bir çocuk
koca koca ağaçları deviren şimşek de kim
sirenleri boyuna dolduran bu yolculukta

meydandır hepsinin tanığı
çıplak engin ve düzde
koca bir heykel dikilip durur alnına
erkeklik soyun yükseltisi
kabul görmez boşluğu almış.
ki her meydan dişidir
süslenir püslenir çorakla.





19 Mayıs 2015 Salı

Belimin Altına Güzelleme / Cemil Yüksel


birileri merak ediyordur
 –ettikleri muhakkak- diye söylüyorum
belimin altında ne var
çiğdem çiçeği yumrulu mavi otsu
ilkbahar ve sonbahar da açar
kekik ve çürümüş et kokusu
uzay mimarisi yer çekimsiz bir dünya var

belimin altında
korkunun tutkuyla ağzıma dilini daldırması var
her türlü kibrin yargılamanın çaresizliği
belimin azcık daha altında
duvarlara astığınız resimler, boş bakışlar
köprü üstünde kaptığınız atlara binememeniz var
daha da merak ediyorsanız
ibneler, çirkin orospular, baldırlı travestiler
üç beş kadın da var ayrı ayrı hepsi yatakta
sonra hepsinin aynı yatakta olması var
dünyanın tüm kadınları ne büyük yatak
-içlenme sesi-

incinmişliğin kır çiçekleriyle ezilmiş yüzün var
güzel kardeşim belimin azcık biraz daha altında
yalanlar, senin yılanların, söz vermeyi kusmuşluğun
senin çaresizliğin var
denize girmiş çocukların sevinci var ahanda
sudan çıkmak istemeyen çocukla
yıkanmak istemeyen çocuğun aynı isteği var

hırlayan köpek yüzleri, sokağın tam ortası da var
lambalardan güneş yapma imdadı
kahkahanın alay küpü, otoyol var vızır vızır
sikindirik bisikletler, kırılmış birkaç bira şişesi var
güzel alkoller en tadında
bir kadında başka kadınları öpmek var

ah biliyordumlar, bilmez miyimler, bilmiştimler var
hissediyorumlar enerjimler gelmiştiler
santral işte bunlar belimin az biraz daha altında

belimin altında ne var biliyor musun
ah be güzel kardeşim
az biraz daha altında s*k var.