Ok / Cemil Yüksel


binlerce okun gerildiği yaydan fırladın
bir akşam üstü kulesinden
binlerce okun vurduğu izlere taşındın
korkunun saldıran adımlarından

vurdukça kaldın düşen bir atın gürültüsünde
bir gücün geriye doğru çektiği ve bıraktığı bir öne atılma
bilemedin çoğu zaman doğrularak yürüdüğün yolu
kurgusal bir hedefe yerleştirilen bir elma
başının tam üstünde ağacından almış duruşunu

gelincikler toplamıştı kırmızılığı kırlara
sarıları güneşe doğru açıp gürlemişti papatya
ıhlamur önce yapraklarını atıyordu dalından
terler gibi suyunu basınçla itiyordu doğa

seni sevmek giremiyordu hiç bir kurama
sığmıyordu bozuk atımlara ne yazık
yerleşmeye can atıyordu anlamın evine
saçları dökülen bir yalnızlık gibi
seyreldiğini beklentilerin
ve susamadığını artık gözyaşlarının
biliyordu.

binlerce okun gerildiği yaydan fırladın
yukarıda süzülüşünde genişleyen zaman
öpüşürken dudaklarda kaybolan arzu gibi
unutuyor geçmişi ve geleceği
birden eriyor hafifliğin içinde.