10 Eylül 2018 Pazartesi

Fazla, Hayır Az, Hayır Fazla, Hayır! / Cemil Yüksel


bizim uzun uzadıya giden sözlerimiz vardı
kitaplar üzerinden sıçrardı bazıları,  
gözlerin önüne serili harf kümeleri
anlamın ilk çağına kadar uzatırdı gölgesini.
ulaştırmak isterdi ellerimize hatırlamayı
denizin ortasında yorgunluğa düşmüşken

her türlü yenileniş sonsuzluğu kalkar gösterirdi
başka bir solgunluğa hazırlanan buketleri   
arka kapıdan birden giriveren neşe uğraşırdı 
hatırlatmaya durmadan, hiç durmadan hatırlamaya
sezgi ve sevginin sessizlikten uyandığını  

bizim uzun uzadıya gelen susmalarımız vardı
gittikçe başka bir şeye dönüşen kozasında 
güzelliğin derin heybesinden çıkarılmaktı bu
kelimesini bilmezken anlayan bir kayığın görevini 
yerleştirilmiş bir zaman, içinin en derin ışığına.

uzun boynun kökleşmiş bir alfabeyi çözüyor
kimse bilmiyor, "bilmek" çıkarılmaktır artık
karanlık ilk kapısından çağırıyor bir baykuşu
yavaşlığı ve ilk kez uyumluluğu tadıyor canlılık
durulanıyor sevgi işaretleri önümüzde

kedi tüyleri, 3 kanunu ve ritimler
yeryüzü gün boyu atıyor o nabzı
müziğe eşlik edildiğinde bir beden   
karışmaya ve ahenge davranıyor
güneşe doğru kıvrılan dal uçları gibi

bizim uzun uzadıya oturmuşluğumuz vardı
parkları gölgeleyen ağaçların koynunda
karanlık bir ayna gibidir her şeyin başlangıcı
düşünce, görünmez pelerin, varsayım ve korku
bilinmezlikten gelir sığ ve derine doğru
dokun, hissedeceksin bütünü, denge sana verecektir
upuzun ve dümdüz açmış bir ovanın gözlerini.