durup engince bakılan denizler gibi
tam karşımda
bir kez olsun biri nasılsın diye
sormadı,
denizler her gün yanıt verirdi buna
ben de yanıt verdim
izlemedi boşluğu bir kez olsun,
oluşturduğu halkaları
bakarken bile düşünce dalgalarında
unutuldu
biri kalkıp mavi gözlü bir sevgilim
olsun demişti sadece
biri de bir kez olsun sonsuzca
getirmedi dikkatini denizlere
aslı verilmemişti, bekledi sadece
dikkati,
aç gözlülük mutlak bulur kendi
besinini
kayba uğramak işte her şey kayboldu
ölümün bahçesinde
bir kez olsun yitirilmedi başka
evlerden sinmiş küflü alışkanlık
durmadan bir kaşıntı halinde
dolandı deride üreyen arzu
korkudan kaçarken dahi tüm evleri
ateşe veren kundakçı
kül etti her şeyi ve böylece
atların ayakları kurtuldu yarışlardan
bir şarkı gibi sabah uyanmaları durmadan kendini hatırlattı
kırların göğsünde vakti geldiğinde
gürleyen bahar yeşilliğini
tüm kapıların önünde dünyanın
yeniden kurulduğu o yerden
gelişigüzel tüm kelimeleri
bırakarak bir kez ve sadece biri...
üç kere dikkatle nasılsın diye sordu, kim ki?
anladım iyileşmenin sabrını
kimse kullanmazken yara bandı,
tentürdiyot ve yakınlığı
sade iyileşti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder