14 Nisan 2016 Perşembe

8 / Cemil Yüksel


bunların hepsini sen planladın değil mi?

bu yağmuru yağdırıp, bulutları çizdin koyu koyu
aramıza bir soğukluğu aldın koydun çok hızlıca
tek dokunuşla bira şişesinin kendini kırması gibi
bir yanıt ararken, tesadüf zihnin kaplıca suları
karşılıyor dünyaya çıktığı kaynağı.
sağanakta şemsiye altında üç kişi 
ıslanmak sadece bir kişi için imkansız

bazen sıtmalar tutar gibi olunur
bazen bazı duvar diplerini ısıtan küçük bir ilgidir
tramvaylarda birbirini özenle dinleyen
olgun çocuklar gibi
alıp yerleştirdin hemen ön koltuğa
giyinip çıkmış gibi kendine doğru yakınlığı
gözlerinden, kalbinden, dudaklarından çıkardın
kapkara ve kırmızı öpücüklerle iç yüzünü

bunların hepsini sen planladın değil mi?

bahar uzanmış gibi kollarından
sulara vapurlar gibi Kadıköy Karaköy arası
upuzun sekiz saat ıslanmış sessizlikten.
bölüp başlamak ortasından geceyi
küçülen bir hayal gibi tadıyoruz 
iki kulağın duymak için eğildiği dikkati.

kelimeleri dışarıda bırakan kabul
neşe katarak büyütüyor çiçeklerini

inanmıyorum buna, sen planladın değil mi?

4 Nisan 2016 Pazartesi

Yüzey / Cemil Yüksel


bütün mesafeler küçük ve kısa
uzaklık yaklaştıkça yok olmuyor
 yok olmuyor uzaklaştıkça da yakınlık
bulutlar yeryüzünün uzaklık ölçeri
ne buluyorsak bir çemberde yoğun ve güçlü
kıvrılıyor göğe uzanmak ister gibi başımızdan

durmadan salınan bir salıncak dolduruyor çocukluğu 
saçları uzamış çiçeklerin boyu, kalın köklü 
durduramadığını biliyor ayakların
  bir uykunun içinde yürüyen adımları
madem durduramıyor, bir oyuna katıp onu
iliştiriyoruz denize doğru.

yıllarca fıçılarda saklanmış üzümler gibi olgun
arzu yaşlanınca nasıl da dönüveriyor anlayışa.

bütün mesafeler küçük ve kısa
güneye doğru sevinci tok
kertenkele ve kaplumbağa.
ikisi de hızıyla yakalanır
ve ikisi sadece durmakla akraba.

sesi ört sessiz, hareketi böl hareketsiz.