25 Temmuz 2017 Salı

Rezonans / Pierre Franckh


Rezonans Nedir?
Resonantia= Akis.
Rezonans= Eko, yankı, titreşim.

Rezonans Kanunu, evrendeki her şeyin birbirleriyle titreşimler aracılığı ile nasıl iletişim halinde oldu­ğunu anlamamızı sağlar. Vücudumuzun her bir organı ve hücresi de dahil olmak üzere dünyadaki bütün nesnelerin ve canlıların kendilerine has bir titreşimleri vardır. Bu, madde içinde böyledir. Maddenin titreşim enerjisini incelediğimizde farklı objelerin genellikle farklı frekanslarda titreştiğini görürüz. Bazıları da aynı ya da benzer frekansta titreşir.

Bunu piyanodan da biliriz; piyanonun herhangi bir tuşuna bastığımız zaman, bu tuşla uyumlu olan diğer bütün teller de titremeye başlar. Notaların daha pes ya da tiz olması, hiç önemli değildir. Uygun frekansta olmaları onların titreşime geçmeleri için yeterli olacaktır. Diğer insanlar, nesneler veya olaylar, eğer bizimle aynı frekansta iseler,içimizde oluşturduğumuz titreşim alanına karşı koyamazlar. 

Bizim titreşimlerimize tepkisiz kalmaları mümkün değildir. Nasıl ki piyanonun basılan tuşuyla aynı frekanstaki diğer teller bu tuşun hareketi ile titreş­mek durumunda kalıyor ise, bizimle aynı frekans-
taki insanların, nesnelerin ve olayların da bizim titreşimlerimize katılmaktan başka seçeneği yoktur. Peki ama diğer varlıkların bizim enerjimizle titre­şime geçmesi bize ne yarar sağlar?

Burada,  Rezonans Kanununun temel kurallarından ikincisi devreye giriyor: Benzerler birbirini çekerler.

Bizim titreşimlerimizle uyumlu olan her şey, karşı koymaksızın bizim hayatımıza çekilecektir. Bu, bizim için her zaman olumlu bir şey anlamına gelmez. Mesela titreşim bazen maddeyi tahrip edecek kadar kuvvetli olabilir.

5 Temmuz 2017 Çarşamba

Acının Başkenti / Paul Eluard


Gözlerinin eğrisi dolanıyor yüreğimi,
Bir raks  bir dinginlik çemberi
Zamanın aylası, gece beşiği ve güvenli,
Ve eğer hiçbir şey kalmadıysa aklımda yaşadığımdan
Gözlerinin her zaman görmediğindendir beni.

Yaprakları günün ve pembe şarabın köpüğü,
Rüzgârın sazları, kokulu gülücükler
Işık dünyasını saran kanatlar,
Gökyüzü ve deniz yüklü gemiler,
Gürültü avcıları ve renk kaynakları.

Tanların kuluçka yatağından doğan kokular
Yıldızların samanı üzerinde yatan
Saflığa bağımlı gün gibi tıpkı
Dünya da bağımlıdır senin tertemiz gözlerine
Ve akar bütün kanım bakışlarında senin.
Çeviri : Özdemir İNCE

20 Haziran 2017 Salı

Fakat bu hareketlerin daima ihtiyatlı olmalı ve acele ile yapılmamalıdır./ Epiktetos


VII. — Unutma ki arzularının gayesi istediklerini elde etmektir. Ve korkularının gayesi de korktuklarını önlemektir. İstediğini ele geçiremiyen bedbahttır. Korktuğu çukura düşen de sefildir. Hakiki menfaatine uygun olmayan şeye karşı yalnız nefretin varsa ve o şey senin elinde ise korktuğun çukura asla düşmezsin. Fakat ölümden, hastalıktan, fakirlikten
korkarsan sefil olursun. O halde korkularının yerini değiştirir. Ve elimizde olmayan şeyleri elimizde olan şeylere intikal ettir. Arzularına gelince onları şimdilik tamamiyle ortadan kaldır. Zira elinde olmayan şeylerden birini arzu edersen zaruri olarak bedbaht olursun. Elimizde olan şeylere gelince henüz bunların arasında hangilerinin arzu edilmeğe lâyık olduğunu bilecek halde değilsin. Bu hale gelmek için uzaklaşman veyahut araman lâzım gelen şeyleri aramakla veya onlardan uzaklaşmakla iktifa et. Fakat bu hareketlerin daima ihtiyatlı olmalı ve acele ile yapılmamalıdır.

Bu, bana ait bir şey değildir! / Epiktetos


VI. — Böylece her korkunç hayalin karşısında «Sen bir hayalsin ve asla göründüğün gibi değilsin!» demeğe hazır ol. Sonra onu iyice tahlil et. Ve bu tahlil için öğrendiğin kaidelerden bilhassa birincisini yani sana azap veren şeyin elimizde olup olmadığım bildiren kaideyi göz önünde bulundur. Eğer bu bizim elimizde olmayan şeylerden ise kendi kendine tereddütsüz de ki: «Bu, bana ait bir şey değildir!»

6 Haziran 2017 Salı

Rainer Maria Rilke / İki insanın birlikteliği olanak dışıdır.

İki insanın birlikteliği olanak dışıdır ve böyle bir birlikteliğin gerçekleşmiş göründüğü evlilikte eşlerden birini ya da her ikisini tam bir özgürlük içinde yaşamaktan ve gelişmekten yoksun bırakan bir sınırlama, karşılıklı bir anlaşma söz konusudur. Ne var ki, birbirine alabildiğine yakın insanlar arasında da uçsuz bucaksız uzaklıkların söz konusu olabileceğini varsayarsak, yeter ki birbirini kocaman bir gökyüzü altında her zaman oldukları gibi görmelerini sağlayacak o uzaklığı sevmenin üstesinden gelsinler, bu kendilerine olağanüstü güzel bir birlik ve beraberlik içinde yaşamanın yolunu açacaktır.

31 Mayıs 2017 Çarşamba

Genç Şaire Mektuplar / Rainer Maria Rilke


Şiirlerinizin iyi olup olmadığını soruyorsunuz. Bana yöneltiyorsunuz bu soruyu. Daha önce başkalarına yönelttiniz. Dergilere yolluyorsunuz şiirlerinizi. Onları başka şiirlerle karşılaştırıyorsunuz ve kimi dergilerin yazı işleri kurullarının şiirlerinizi geri çevirmeleri sizi tedirgin ediyor. Mademki bir öğüt için başvurdunuz bana, size bu gibi girişimlerden tümüyle el çekmenizi söyleyeceğim. Gözlerinizi dışarlara çevirmişsiniz; ama işte şu an, en başta vazgeçmeniz gereken şey. Kimse size akıl veremez ve yardım edemez, hiç kimse.Tek çıkar yol, gözlerinizi kendi içinize çevirmenizdir.

10 Nisan 2017 Pazartesi

Aşçıları Dışarı Çıkarın / Cemil Yüksel


aşçıları dışarı çıkarın hiçliği nakliye eden evlerden
kapıları sökün vurulmuş kuşları gömeceğiz açıklıklara

sulayın pazartesileri, reddine karar verilmiştir ölülerin
kül tablası gibi kokan bir bezle silinmiş yüzünüzde
aylıktan kesme cezasına koyun kararlarınızı

hor kullanılmış ellerinizi sevin küçük mobolarda
güvenlik kısmen iptal edilmiştir dünya evinde
15.10 da kalkacak bir vapurla sözleşin mesela
insanlar tutamaz sözleri
çünki hiç tatmamıştır açıklığı vapurlar gibi

uçsuz gözlerinizi çekin kurma koluyla
dünya için edinilmiş ilk silahtır gözleriniz 
göğe hoplayın içinizde bir bulutun ipi
bir gün bütün ölümler sevinçle uğurlanacak

aşçıları dışarı çıkarın
açlığı doyuracakmış büyük sözleri.


26 Mart 2017 Pazar

Muhabbet / Cemil Yüksel


uykular buldum sana
gecenin en karanlık koynundan
sabahları sarsarak, gözleri parlatan uykular
açacak seni yeryüzü kadar kitaplara sevmelere
dolup taşıyacak sevinci parmaklarından
çiçeklere uzanan ellerin büyüyecek
sözlerin dinlenecek anlayış kapısında
usulca ilk defa yerleştirir gibi göğsüne
genişleyerek aralanacak nefesin yemyeşil

sevginin akışında arandığında bulunacak sözlerin
küçük taşlar gibi anbean yuvarlanacak dikkat ve ilgi
suları içine doğru akıtan gözlerin kayalar için tuz bırakır
ve taşırır tomurcuğu göz göze gelen geyik ve kurt

bazı kutular hiç açılmamaya konulu, bunu bilmeli
bazı yollar gidilmek için değil.

doğruladın bunu
bir tayın titrek bacaklarıyla ayağa kalktığını gördüğünde
ve doğmak için upuzun uykularda kaldığını
açık gözlerle baktığın halde görmemeyi
doğruladın kemiklerin sertliğini duvarları döverken
sapından kırılmış bir karanfil gibi düşmeyi de
zoraki uyandırılmak için çıkarılan gürültülerden.

vakti geldiğinde gözlerin hiçbir uykuya kapanmayacak

kalbine kaptan köşkünden gösterilecek bir gönül teleskobuyla
denizler üstünden varılacak yerler
sessizce

17 Şubat 2017 Cuma

Masa Örtüsü / Cemil Yüksel


sarhoşluğu konuşuyor sular akışın sesiyle
bazı kelimeleri kıyılarda bırakarak,
bahçesi düzenlenmiş saçlarına hiçbir öpücük giremiyor
neden bilmiyor ellerin yaprakları yeşil tutmayı

seni seven adamların içinden geldim kalbine doğru
yazıldım anlamak isteyen bir katibin kulak zarında
kelimeleri yok olmadıkça yok sevgide
bulup yitirilen bulup yitirilen yitirileni tekrar bulup

bak kuşlar konunca nasıl tutuyor dallarını
hiçbir şey anlatmıyor bunlar belki
belki de sessizliğe kıvrılan bir masa örtüsüyüm
üzerinde eğlenilip, konuşulup, ipler ağlar içinde
ben ki kendime gelmek için dışarıda çırpılırım.


12 Ocak 2017 Perşembe

Işığa / Cemil Yüksel


sana dokunmak çiçeklerin gözlerini açıyor
güneşi ötüşünden fırlatıyor kuşlar
suyun akışına gelen başka bir kolaylık
yoğun ve tatlı yaz meyveleri gibi

haritalar topluyor geçtiğimiz tüm sokakları
uzaktan yakına gövdeye çekiyor gölgeyi
tahta bir köprü geçisi gibi sarsıntılarla
sana dokunmak derliyor en uzun örgüleri

yumurtasını yeni delmiş kaplumbağa gibi
sulara doğru en minik adımlarla
gezinen bir karınca binbir yöne doğru
buluyor yuvasını sana dokununca

yeni açtım gözlerimi uzun bir uykudan
sana dokunmak bir ışık parıltısı engellerin üstünde
bir kilit açan, bir dolu sonrası, bir serinlik değişimi
bir buluşma kendine ve tutmamaya doğru
bir merhaba her türlü ayrılığın içine yuvalanmış.

9 Ocak 2017 Pazartesi

Philip Gowins / Sufizm



"Günümüze ayak uydurmuş bir ruhaniyeti ortaya çıkartmaya çalışıyorum. Babamın aktardıklarını izleyerek, inanıyorum ki varlığımızı en yüksek potansiyeline ulaştırmak için gayemizi keşfederek ve içimizden doğan güce, içimizdeki inanca izin vererek bu gayeyi geliştirecek cesareti kazanmamız gerekiyor. Bu hem hayat gayemizi bilmeyi, hem de vücut, akıl ve duygu açısından kendimizin efendisi olmamızı ya da kendimizi disipline etmemizi gerektiriyor. Hedeflerimize ulaşmak adına içgüdülerimizi baskılamak yerine, neşe ve heves içinde onları yönetiyor ve yönlendiriyoruz. Hayatın tersliklerini ayakbağı olarak görmektense, onları yaratıcı gücümüzü keşfetmek ve geliştirmek için bir fırsat olarak görüyoruz. Tüm dinlerde bahsedildiği ve Hz. isa'nın hayatında açıkça görüldüğü gibi acıyı neşeye dönüş- türüyoruz. Bu acı çekmeyi reddetmek değil, aksine kabul etmek, böylece hayatının efendisi olmak için gereken gücü kazanmaktır.

Şimdi, hepimizin, ne kadar zor olursa olsun, kin ve önyargılarımızı bırakmaya davet edildiğimize inanıyorum. Bireysel kin en yüksek gayemize varmamıza ayak bağı olurken; toplu kin, savaşlara sebep olur. En içten hedefim, temasta olduklarıma, şekil farklarının ardındaki gaye ortaklığını anlayarak, tüm dünya dinleri için hürmet ve hoşgörümü sunmaktır. insanların ve kültürlerin arasındaki farklılıkları ve  güzellikleri anlayarak, farklılıkların ve ayrımların ötesine geçmeye ve her insanın onuru için tüm bedellere göğüs germek gerektiğine inanıyorum."