10 Nisan 2017 Pazartesi

Aşçıları Dışarı Çıkarın / Cemil Yüksel


aşçıları dışarı çıkarın hiçliği nakliye eden evlerden
kapıları sökün vurulmuş kuşları gömeceğiz açıklıklara

sulayın pazartesileri, reddine karar verilmiştir ölülerin
kül tablası gibi kokan bir bezle silinmiş yüzünüzde
aylıktan kesme cezasına koyun kararlarınızı

hor kullanılmış ellerinizi sevin küçük mobolarda
güvenlik kısmen iptal edilmiştir dünya evinde
15.10 da kalkacak bir vapurla sözleşin mesela
insanlar tutamaz sözleri
çünki hiç tatmamıştır açıklığı vapurlar gibi

uçsuz gözlerinizi çekin kurma koluyla
dünya için edinilmiş ilk silahtır gözleriniz 
göğe hoplayın içinizde bir bulutun ipi
bir gün bütün ölümler sevinçle uğurlanacak

aşçıları dışarı çıkarın
açlığı doyuracakmış büyük sözleri.


26 Mart 2017 Pazar

Muhabbet / Cemil Yüksel


uykular buldum sana
gecenin en karanlık koynundan
sabahları sarsarak, gözleri parlatan uykular
açacak seni yeryüzü kadar kitaplara sevmelere
dolup taşıyacak sevinci parmaklarından
çiçeklere uzanan ellerin büyüyecek
sözlerin dinlenecek anlayış kapısında
usulca ilk defa yerleştirir gibi göğsüne
genişleyerek aralanacak nefesin yemyeşil

sevginin akışında arandığında bulunacak sözlerin
küçük taşlar gibi anbean yuvarlanacak dikkat ve ilgi
suları içine doğru akıtan gözlerin kayalar için tuz bırakır
ve taşırır tomurcuğu göz göze gelen geyik ve kurt

bazı kutular hiç açılmamaya konulu, bunu bilmeli
bazı yollar gidilmek için değil.

doğruladın bunu
bir tayın titrek bacaklarıyla ayağa kalktığını gördüğünde
ve doğmak için upuzun uykularda kaldığını
açık gözlerle baktığın halde görmemeyi
doğruladın kemiklerin sertliğini duvarları döverken
sapından kırılmış bir karanfil gibi düşmeyi de
zoraki uyandırılmak için çıkarılan gürültülerden.

vakti geldiğinde gözlerin hiçbir uykuya kapanmayacak

kalbine kaptan köşkünden gösterilecek bir gönül teleskobuyla
denizler üstünden varılacak yerler
sessizce

17 Şubat 2017 Cuma

Masa Örtüsü / Cemil Yüksel


sarhoşluğu konuşuyor sular akışın sesiyle
bazı kelimeleri kıyılarda bırakarak,
bahçesi düzenlenmiş saçlarına hiçbir öpücük giremiyor
neden bilmiyor ellerin yaprakları yeşil tutmayı

seni seven adamların içinden geldim kalbine doğru
yazıldım anlamak isteyen bir katibin kulak zarında
kelimeleri yok olmadıkça yok sevgide
bulup yitirilen bulup yitirilen yitirileni tekrar bulup

bak kuşlar konunca nasıl tutuyor dallarını
hiçbir şey anlatmıyor bunlar belki
belki de sessizliğe kıvrılan bir masa örtüsüyüm
üzerinde eğlenilip, konuşulup, ipler ağlar içinde
ben ki kendime gelmek için dışarıda çırpılırım.


12 Ocak 2017 Perşembe

Işığa / Cemil Yüksel


sana dokunmak çiçeklerin gözlerini açıyor
güneşi ötüşünden fırlatıyor kuşlar
suyun akışına gelen başka bir kolaylık
yoğun ve tatlı yaz meyveleri gibi

haritalar topluyor geçtiğimiz tüm sokakları
uzaktan yakına gövdeye çekiyor gölgeyi
tahta bir köprü geçisi gibi sarsıntılarla
sana dokunmak derliyor en uzun örgüleri

yumurtasını yeni delmiş kaplumbağa gibi
sulara doğru en minik adımlarla
gezinen bir karınca binbir yöne doğru
buluyor yuvasını sana dokununca

yeni açtım gözlerimi uzun bir uykudan
sana dokunmak bir ışık parıltısı engellerin üstünde
bir kilit açan, bir dolu sonrası, bir serinlik değişimi
bir buluşma kendine ve tutmamaya doğru
bir merhaba her türlü ayrılığın içine yuvalanmış.

9 Ocak 2017 Pazartesi

Philip Gowins / Sufizm



"Günümüze ayak uydurmuş bir ruhaniyeti ortaya çıkartmaya çalışıyorum. Babamın aktardıklarını izleyerek, inanıyorum ki varlığımızı en yüksek potansiyeline ulaştırmak için gayemizi keşfederek ve içimizden doğan güce, içimizdeki inanca izin vererek bu gayeyi geliştirecek cesareti kazanmamız gerekiyor. Bu hem hayat gayemizi bilmeyi, hem de vücut, akıl ve duygu açısından kendimizin efendisi olmamızı ya da kendimizi disipline etmemizi gerektiriyor. Hedeflerimize ulaşmak adına içgüdülerimizi baskılamak yerine, neşe ve heves içinde onları yönetiyor ve yönlendiriyoruz. Hayatın tersliklerini ayakbağı olarak görmektense, onları yaratıcı gücümüzü keşfetmek ve geliştirmek için bir fırsat olarak görüyoruz. Tüm dinlerde bahsedildiği ve Hz. isa'nın hayatında açıkça görüldüğü gibi acıyı neşeye dönüş- türüyoruz. Bu acı çekmeyi reddetmek değil, aksine kabul etmek, böylece hayatının efendisi olmak için gereken gücü kazanmaktır.

Şimdi, hepimizin, ne kadar zor olursa olsun, kin ve önyargılarımızı bırakmaya davet edildiğimize inanıyorum. Bireysel kin en yüksek gayemize varmamıza ayak bağı olurken; toplu kin, savaşlara sebep olur. En içten hedefim, temasta olduklarıma, şekil farklarının ardındaki gaye ortaklığını anlayarak, tüm dünya dinleri için hürmet ve hoşgörümü sunmaktır. insanların ve kültürlerin arasındaki farklılıkları ve  güzellikleri anlayarak, farklılıkların ve ayrımların ötesine geçmeye ve her insanın onuru için tüm bedellere göğüs germek gerektiğine inanıyorum."