Ruhumu görmez misin, durur yoğun, yakın
sessizliğe bürünmüş, önünde tam
Olgunlaşmaz mı bakışında Mayıs duam,
bir ağaçta olgunlaşırcasına
Sen nice ki düş görürsün, düşüm ben sana.
Nice ki sen uyanırsın, ben isteminim;
ve hakanıyım bütün görkemlerin
ve yıldız sessizliğince büyümekteyim
taa üstünde eşsiz zaman kentinin.
Sessizliğim ben iki ses arasındaki,
İşçileriz biz: çırak, kalfa, usta, her çalışan;
kurarız seni, ulu katedral, beraber.
Ağırbaşlı bir yolcu gelir bazan
geçer parıltı gibi ruhlarımızdan,
gösterir bize titreyerek yeni bir hüner.
Seni anlamak isterim bense
yerin seni anladığınca;
ben olgunlaştıkça
olgunlaşır
ülkense.
Senden gösteriler dilemem
kanıtlaman için kendini.
Bilirim ki hem
bir tutmak olmaz seni
zamanla.
Sen bütün nesnelerin en derin özüsün,
varlığının gizini suskuyla saklayan;
ve her birine başka türlü görünürsün:
karaya gemi gibi, gemiyeyse liman.
artık bütün evler açıktır her gelene
ve her yerde bir özveri geniş alabildiğine
belirler aramızdaki davranışları.
Rilke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Rilke etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
22 Nisan 2020 Çarşamba
Saatler Kitabından / R. M. Rilke
18 Ocak 2019 Cuma
Büyük Gece / Rainer Maria Rilke
Kaç kez hayretle baktım sana,
başlangıcı düne ait
bir
pencereden,
öylece durdum ve hayretle baktım.
Yeni kent, benim için
yasak kent gibiydi
henüz, ve inatçı
manzara kararmaktaydı;
sanki
ben,
hiç yoktum . En yakınımdaki nesneler
bile çabalamıyordu
anlaşılır
olmak uğruna. Yol, sokak lambasını itip geçiyordu,
yabancıydı. Sonra
ötede-bir oda, hissedilebilen ve lambanın ışığıyla
aydınlanmış-,
ramak kalmıştı katılmama,
anlayıp kapattılar pencereleri.
Durdum. Bir çocuk ağladı ardından. Biliyordum güçlerinin
nelere
yettiğini
çepeçevre evlerdeki bütün
annelerin-, ama bütün
o
ağlamaların nasıl
teselli bulmaz dertlerden
doğduğunu da biliyordum.
Şarkı söylemekteydi bir ses,
beklentilerin de bir
nebze
ötesine
sarkarak, ya da
aşağılarda bir ihtiyar koyuveriyordu sitem dolu
öksürüklerini, acımayı bilen
bir dünyanın karşısında haklı olan,
kendi bedeniymişçesine. Sonra
bir saat vurdu-, geç kaldım
saymakta,
yanımdan yuvarlanıp gitti.-
Tıpkı bir yabancı oğlan
çocuğu gibi, hani sokakta
topu
değil,
ama
kendisi yakalanan, başkalarının
birbirleriyle onca oynadıklarından
hiçbirini oynamasına izin
verilmeyen bir çocuğun durup
başka yere
-nereye?- bakması gibi, durdum, ve ansızın,
anladım ki, sendin
benimle oynayan, ey
yetişkin gece,
ve o
zaman hayretle baktım
sana. Kulelerin öfkelendikleri,
kadere dönüşmüş bir kentin
beni kuşattığı, sır vermez dağların
meydan okudukları ve
yakın çevrede, duygularımın
o rastlantılara
bağlı kıvılcımlarını açgözlü
bir yabanlığın küIlendirdiği
yerde :-
evet, ey büyük gece,
bir ayıp değildi senin
için beni tanıman.
Soluğun
üstümden geçti. Engin
ciddiyetlere yayılmış gülümsemen
ise, benliğime işledi.
TESLİM olmak istiyorum.
Yayıl yayılabildiğin kadar
Sen değil misin
bir çobanın yüzünü, bitip
tükenmeyen
hanedanların taşındığı kraliçe
rahimlerinde, soyluluğun
ve gelecekteki cesaretlerin
taçlı başlara kazandırabildikleri
ifadelerden daha görkemli
kılan? Kalyonların sessiz
oymalarını taşıyan şaşkın
tahtalar, dilsiz bir inatla
açılmakta
direndikleri deniz evreninin
yüz çizgilerini alabildikten
sonra, o zaman
neden,
evet neden, ey acımasız
gece, hissetmeyi bilen,
isteyen
biri, kendini açan
biri, sonunda neden
benzemesin sana?
(Geceye Yazılan Şiirler)
26 Aralık 2018 Çarşamba
Rainer Maria Rilke / Orpheus'a Soneler
XXIX
SUSKUN dostu sayısız uzakların, hisset,
soluğun nasıl da çoğaltıyor mekanı.
Çatı kirişlerinin karanlığında asılı
çanlar çalsın senin uğruna. Neyse seni
kemiren, güçlü olur bu doyumdan da.
Değişime bırak büsbütün kendini.
Nedir senin en acı veren deneyimin?
Şarap ol, içmenin tadı acı geliyorsa.
Aş tüm sınırları bu gecede;
sihirli güç ol düşüncelerinin yol ayrımında;
anlamı ol garip karşılaşmalarının.
Eğer seni bu yeryüzü unutursa,
de ki sessiz duran toprağa: Ben akıyorum.
Hızla akan suya da: Ben varım.
Rainer Maria Rilke
6 Haziran 2017 Salı
Rainer Maria Rilke / İki insanın birlikteliği olanak dışıdır.
İki insanın birlikteliği olanak dışıdır ve böyle bir birlikteliğin gerçekleşmiş göründüğü evlilikte eşlerden birini ya da her ikisini tam bir özgürlük içinde yaşamaktan ve gelişmekten yoksun bırakan bir sınırlama, karşılıklı bir anlaşma söz konusudur. Ne var ki, birbirine alabildiğine yakın insanlar arasında da uçsuz bucaksız uzaklıkların söz konusu olabileceğini varsayarsak, yeter ki birbirini kocaman bir gökyüzü altında her zaman oldukları gibi görmelerini sağlayacak o uzaklığı sevmenin üstesinden gelsinler, bu kendilerine olağanüstü güzel bir birlik ve beraberlik içinde yaşamanın yolunu açacaktır.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)



