10 Ocak 2015 Cumartesi

Aşk Değil Bu / Cemil Yüksel


yok hayır aşk değil bu
bir bulutun diğer bulutla karşılaşması
beyazlığın değmesi hürlüğün dolaşması
sarılması gibi pabuca kadifenin
sıcaklığın ve temizliğin uzaması bu

hayır hayır aşk değil bu, adını boşver
suların boyuna aşağılara doğru görmesi
buluşmayı azdıran bir sevinçle
kanması çağıltıyla, müziğin
yol üstündeki yeşili canlandırması

mavinin üstüne boşalması gökyüzüyle
sesinin ayarlarını durmadan değiştiren
miden değil sadece, gırla boğazına çıkmış
bir salınım heyecandan iteklenen

aşk değil bu kimsenin yeteri yok buna
dönüp bakmak gibi durmadan ilginin
yönelerek mutlak bir an kurması
boşluktan sarmaş dolaş göğüs kafesi
güvercinler gibi şişiyor her kelimede

hayır aşk değil bu
evet aşk değil bu
aşk değil bu
aşk değil

aşk.


Not: Gökyüzündeki iki bulutun birbirine değip ve karışmasının
        anlık tanıklığından çıkmıştır bu şiir





9 Ocak 2015 Cuma

Seviyorum Seni / Cemil Yüksel


yeşil erik gibi seviyorum seni
ağzında taşkınlığa varan sular
sözcükleri az az çıkarmış dilinden
tutkuya ağır koşan ayak bileklerinle
geldiğin oluyor her türlü hazırlığa

kararmış incir gibi seviyorum seni
pazarlarda bağrılan utancın yayık sesi
gözlerine değen onlarca rengin
bir araya gelince yoğun ve yayılan
açılınca övüyorsun her türlü kırmızılığı

mis gibi kokan kavun gibi seviyorum seni
güneş lekesi benleri toplayan sarıdan
avcuna yerleşmiş tam bir uygunluk
dönüp durdukça karşılaştığımız yol kenarında,
kamyon kamyon devriliyorsun her türlü mutluluğa

dişleri çağıran kırmızı elma gibi seviyorum seni
bir buluşu çağıran sezgiyle, birdenbire
ağaç toprak su ve kökleri bütüne doğru buluşturan
tohuma doğru ilerledikçe bulan boynunla
uzanarak süzülüyorsun her türlü öpücüğe

  

Fesih / Cemil Yüksel


elimden geleni yaptım zuhal olmadı
yüzüne dahi bakmadım ilaçların, tutmadım kitapları
yanılırım dedim, bakarım da kalırım diye ters ettim
kadınlardan duymayı sevdiğim küfürlerle acıttım 
derimin en ince yerlerini
zuhal kimselere açmadım kapıları
anahtarları attım çıkamamaya koydum kendimi
yine olmadı zuhal yine olmadı
bir askı ipiyle doladım evin içini 
kurulandı yıkadım kurulandı yıkadım
ütüledim buruştu ütüledim buruştu
ellerim sandalye taşımaktan yoruldu zuhal
kahve fincanlarını açıp kapamaktan sehpalar eskidi
cımbızınla çekiyorum fazla kalmış kemikleri
saç lastiğinle tutturuyorum kasları
bir çöp torbası halinde çıkarılacağız tüm evlerden

yüzüklere giremedim, çiçekler yalanlayamadı
bir evlilik atığı dolan çöp evlerden taşamadım zuhal.