Duygusal Zırhlanma / Morton Herskowitz


Başlangıçtaki sorgulamamıza dönecek olursak: Hastalık, hastanın algıladığı belirli ya da yanındaki kişilerin gözlemlediği davranış değildir. Bunlar altta yatan bir kişilik bozukluğunun görülebilir etkileri, zırhlanmanın fiziksel sonucudur. Belirtiler ve davranış çeşitli biçimlerde —kimyasal, fiziksel ruhbilimsel— değiştirilebilir ama yaşamın kısıtlı olarak yaşanmasını belirleyen alttaki bozukluk devam eder. Hissetme, düşünme, eyleme, ilişkilendirme üzerinde kısıtlamalar olacak ve bu kısıtlamalar o yaşama niteliksel bir damga vuracaktır. Korkularımız karşısında kendimizi zırhla kuşatırız ve çelik zırhlarımız yaşamlarımız üzerinde dar bir ceket haline gelir.
Duygusal işlevsizlik belirtilerin ve davranışsal sapmaların öte­sine geçer; dünyamıza tam anlamıyla tepki vermedeki sınırla­malarımızı kuşatır. Zırhlanmış insanlar yaşamı metabolize etme kusuru nedeniyle sıkıntı çeker.
"Sessiz çaresizliğimiz" içinde yaşadığımızdan çoğunlukla nasıl bağlı olduğumuzu fark etmeyiz. Kendimizi yalnızca dar alanda düşünmekle kısıtladığımızı hiç akla getirmeksizin konuşma özgür­lüğü gösterisine katılırız. Varoluşun gizeminde yüzmekten o kadar korkarız ki anksiyetemizi örgütlenmiş dinin hazır yanıtlarıyla yatıştırmada acele eder ya da miras olarak aldığımız bilimsel for­müllerle cesur bir gösteri sergileriz. Kızdığımızda kavga etme korkumuzu ussallaştırırız. Sevecen duygular yaşama tehlikesi baş gösterdiğinde sertleşiriz. Sevme tehdidi altında olduğumuzda düzüşürüz.
Psikiyatrik orgon sağaltımı tam anlamıyla bir tedavi değildir. Bir miktar fiziksel ve sıklıkla da büyük miktarda duygusal rahatsızlık gerektiren zahmetli bir sağaltım sistemidir. Pek çok has­tanın yaşamında tatmin edici değişiklikler yaratmayı başarmıştır.