Eylül / Cemil Yüksel


yırtılan bir elbise sesisin ey hüzün
ne çabuk yer ettin,
bir daha bulmuş kıldın
sıyırdın uykuyu gövdeden
doldurdun kısık sularla gözlerimizi
ağlamamız susmuştu ağlamak dolduk
“bırak” fiiliyle koşmuşluğun var, bildik
hiçbir yere sığmaz boşluğumuzu
aldın sevdirdin bize tekrar,
öpe koklaya
bir daha, tazeliğinde, kokumuzu yaydın
göklere, kırlara, yeşillere, süre süre…

bunu bilmeden bildiğimizdi bu 
olur işte sadece bir öpüşmekle
bir öpücüğün çekildiği akşamlar
bir ağacın alınıp terasa dikildiği
doğru yanlış hiçbir şeyin bir yere varmadığı
ne bulduysak, az bulduğumuz, orda işte

köklenir hazzın tüm yaşama isteği vücudunda
kıvıl kıvıl yer bulmuştur
susar eksik bir sessizlikle olsa bile
susar kuyuların azalmış susuzluğu
ne yapacağını bilmezliğinden…

ve yine iyi ki aynı yerindeyiz yoksulluğun
tanıştıkça bulunmayan yerinde
ve iyi ki anlamamışız hiçbir şeyi
buluşsun durmadan o en uzak, kendisiyle
dönen yıldızlar gibi anlamadığımıza eş
güzeller güzeli kaldığımız.