30 Ocak 2013 Çarşamba

Kuluçka / Cemil Yüksel


orda görmüştüm, kısa ve aralıklı ağaçlar
kadar bir yürüyüşün seni taşıdığı 
deniz kenarlarında, eşiklerde boşluğu
kendine doğru kapatan bir kaplumbağa gibi
açmıştın geleceği kürek gibi kullanarak
deniz alışkanlığını içinde taşıyan o içgüdüyü

etrafta su başında suya kanan bir adam 
bir daha anılmadı görülmedi bir daha

okunmuş dualarla yıkanmış bir çocukluktan
sulara sırtüstü bırakılmak gibi
odalarda yatmak uzun uzun
dalmak bir şeyi düşünürken ki dalgınlıkla
unutmak, tekrarlayarak unutmak
sürekli bir korunmada yerinin ayrılması gibi.
susmuştuk ilk sustuğumuz değildi bu
yapraklarına tutkuyla sarılmış 
sık gür bir koparılmayla
sesi içimizdeydi marulların
sertliğinden vazgeçmeyen 
bir şelale gürültüsü halinde

etrafta su başında suya kanan bir adam
bir daha anılmadı görülmedi bir daha

ince ince sıyrılmış gündüz elbisesi
açılıp kapanan bir deniz canlısı, 
bir heykel töreninde, önce heykellerin örtülmesi gibi
kusurlarını kendiyle saklayan
yengeçleri eteklerinde çiftleştiren
uzatır tırnaklarını iyileştirirdin akşamın
yapılmış hazırlıkları saçlarınla örtülerdin
öpülürdün kutsal taşlar gibi üç kere

etrafta su başında suya kanan bir adam
ne bir daha anıldı ne görüldü bir daha