Su ve Ateş III / Cemil Yüksel

III

O zaman soru kalmadı marcel
ölebiliriz kocaman cevapsızlığımızla
açmayı bekleyen kır vakitlerinde
eksiğin taşkın tomurcuklarını serpe serpe
derin derin nefeslerinde solumuş
yağmur sonralarını öpmüş kendine gelmelerde
bir postacının her kapıdan beklediği açıklık neyse
lanetli bir “ama” gibi dolaşmış içindeki öfkeyle
ölebiliriz gözleri çığlık medusa gibi
kocaman kocaman bakarak kendi korkumuza

O zaman cevap kalmadı marcel
doğrulsak bile dudaklarından açıklamalarla
sohbetlerin, kavgaların
ve penseyle zorlanmış kemiklerin içinden
dilimiz inceldi yanıtsızlığımızla
sesin bütün frekansları sayılar hepsi karanlıkta
geliyor ve geçiyor böceksi yönleriyle
sert kabukları zorlanmış bile yakınlaşmaktan
durmuyor usluluğu çekip gidiyor üzgün geçmişimize

ah marcel...
kalmadı artık uzun bir merak halinde koşan gençliğimiz.
kalmadı işte yaşlı saçları örgüler halinde.
döküldü. kaldı mı çıplaklığımız birbirine.
tekrar tekrar birbirine değen sular ve taşlar gibi
kaldı öyle arınmış tatlı sular gövdelerinde.