2 Ekim 2010 Cumartesi

Nasıl / Cemil Yüksel


ben dünyaya nasıl geldim nasıl oldum
hayretler içindeyim, üç kişi birden
sert kayaların soluduğu nefes nefes
kan damarlarında mı büyüdüm şimdi ben
hâlâ aklım almıyor göz çukurlarında mı
aşkla tutunduğun divân nasılda alev alev
hayret o şansı kim bağışladı bana
aklım almıyor bir öpüşmeye bunca davet
nasıl oldu da bir çocuk büyüdü benden
oyuncaklarını binlerce kez ters düz eden
sonra tekrar yeniden kuran yıkıntılarını
en güzel yataklar da sevince kuş tüyü
ne buldu hem denizler akmanın rehavetinde
ben dünyaya nasıl geldim nasıl oldum
duysam birazcık duymaz olur muyum
kulaklarımı buzla soğutuyorum nasıl

evde doğmuşum çarşafları sallandıran gürültüyle
iki kıtaya yaslar gibi bacaklarını o şişkinlikle
ilk beni doğurmuş annem, çığlıklarına öykünmüşüm
oyundan kaçılmaz demiş yakalamış ebe
yaz kıyafetleri üzerimde utangaç boyuna
babam erkek çorapları satardı pazarda
yüreğimiz kadar bir tezgahta hem de nasıl
âdetleri gibi yerleşik bir tavırdı kadınlar, seçerlerdi
en uygununu yakıştırmak için kocalarına
kendilerine seçtikleri ise sıyırıldı durmadan
koparılmadık elma bırakmam kendimden
kulaklarımı buzla soğutuyorum nasıl

ben dünyaya nasıl geldim nasıl oldum
hayretler içindeyim, dişlerimi çektirmeye bile gidiyorum
oldum mu bir kitabı taşla açıyor görünürken
iki kişinin birden yaptığı belki de gündüzde
kum sızıyor yapışkan ıslak ama nasıl?

kabul et artık, nereye tutunsam
yangın için verilmiş, o ilk alarm.