29 Kasım 2010 Pazartesi

Arp / Cemil Yüksel

onca sesi yürüdün desem, değil
bir kapının açılışındaki merhaban desem
o da değil,
buyur ettiklerin,nasılsın dediklerin
yalandan kahve falları hiçç değil,
her gün başka başka denersin
su doldurmayı içli bir sürahiye
yangın için hazır bulundurmuş gibi

senin kalkıp gitmen var
-uzun vakitler, gözlerin kendine sarılır-
içine kapanmış istiridye denizde sanki
onca duruşu karşılar gibisindir
yetmez bir şeylerin oracıkta çözülüvermesi
sokulur en yakınına tereddütsüz ilgiler

bir su içiyorsun ne güzel diyorsun sular
akmıyorsun, kendi olmak için çabalayan
çocukluk günleri de bırakmıyor seni
sen bir bırakılsan tuttuğun eller değişecek!
dudakların onların öpülmesi de değişecek!
kadınsın boşa mıdır bakması gözlerinin
bakınca da sinmesi, ustaca
saracak her şeyi diriliğin

senin gitmen var şuracıkta
hiçbir şey değil gibi görünür de
ateşten daha büyük ayaklarına yürüyen sular
beni, akan her şey kan gibi tutar
bir deniz mi boşalıyor saçlarından?