Equus / Sidney Lumet


Daha sonra, daima kucaklaştıklarını söylüyor.
Hayvan terli alnını onun yanağına dayıyor...
ve bir saat boyunca öylece duruyorlar karanlıkta...
tıpkı sevişen bir çift gibi.
ve tüm bu saçma şeyler yüzünden,
ben durmaksızın atı düşünüyorum...
çocuğu değil de atı,
ve onun ne yapmaya çalıştığını.
atın O koca kafası daima gözümün önüne geliyor,
çocuğu zincire vurulmuş ağzıyla öpüşü...
metalin arasında kıpırdayan dudakları,
gebe kalmakla ya da...
çiftleşme isteğiyle ilgisi olmayan bir arzu bu.
Peki nasıl bir arzu olabilir?
Artık bir at olmak istemiyor mu?
Nesiller boyu süren dizginlenmişliğinden
sonsuza kadar kurtulmak mı istiyor yoksa?
Bir atın, bizim hayal edemediğimiz bazı anlarda,
kendi çektiği acıları ve...
gündelik yaşamındaki itilip kakılmaları
hesab ederek...
tüm bunlardan kederlenmesi
mümkün müdür?
Bir at...
neden kederlenir ki?
Görüyorsunuz ya...
cevap bulamıyorum.
Aslında sormam gereken şu: bir taşra hastanesinde çalışan
işi başından aşkın bir doktorun...
böyle sorular sormasının faydası ne?
Aslında bu soruların hiç bir faydası yok.
Hatta işin doğrusu...
bu sorular insanı altüst ediyor.
Mevzu şu ki...
O atın kafası benim omuzlarımın üzerinde duruyor...
eski bir lisanın içinde,
eski varsayımlara zincirlenmişim...
bunlardan bir sıçrayışta kurtulup toynaklarımı
orada olduğunu umduğum yeni bir patikaya basmak istiyorum.
Patikayı göremiyorum çünkü eğitimli,
sıradan kafam yanlış yere bakıyor.
Zıplayamıyorum çünkü gemlerim ve
gücüm müsaade etmiyor.
Ya da bir başka deyişle:
beygir gücüm...
çok düşük.
Kesin olarak bildiğim tek şey bu.
Nihayetinde, bir atın düşünüşü bana çok yabancı.
Buna rağmen, daha karmaşık olduğunu farzettiğim
küçük çocukların düşünceleriyle başa çıkabiliyorum...
en azından mesleğimde yapabiliyorum bunu.
Bir yere kadar, anlattıklarımın bu çocukla hiç bir ilgisi yoktu.
Kafamdaki şüpheler yıllardır
bu kasvetli yerde büyüyüp duruyordu.
Bu son derece ilginç vaka şüphelerime ivme kazandırdı.
Asıl mevzu, olayın "son derece ilginç" olması.
Sebepler ne olursa olsun, bu şüpheler
yalnızca endişe verici değil...
dayanılmaz da!
Bağışlayın.
Pek de anlamlı konuşmuyorum.
İyisi mi en başından anlatayım.