Perseus ve Medusa / Pascal Quignard


Güzel olan bir şeye, o güzelliğin bize zarar verebileceği düşüncesiyle de bakabiliriz. Ona, içimizi sevinç kaplamaksızın hayranlıkla bakarız. Hayranlık sözcüğü burada tanım olarak uygun düşmüyor: Üzerimizdeki çekiciliği tiksinme­ye dönüşen bir şeyi saygıyla izleriz. Saygı sözcüğünü kullandığımızdaysa Venüs'ü yeniden buluyoruz. Platon'un gü­zellik ile korku arasında fark gözetmeyi kabul etmediğini de anımsıyoruz. Böylece 'şaşırmak', 'şaşkınlıktan donup kalmak' (Fr. meduser) sözcüklerine yaklaşmış oluyoruz; buysa, kaçmak gereken şeyden kaçmamıza engel olmak, korkumuza bile 'saygı duymak', sonunda ölüm tehlikesi de olsa korkumuzu saygımıza yeğlemek anlamına geliyor.
Medusa'nın şöyle bir öyküsü var: Batının en batı ucun­da, dünyanın sınırlarının ötesinde, Gece'nin yöresinde üç canavar yaşıyordu. Bu canavarlardan ikisi, Stheno ile Euryale ölümsüzdü. Üçüncü canavar ise ölümlüydü, adı da Medusa'ydı. Bu canavarların başlarının çevresinde yılanlar vardı. Yabandomuzlarının korunduğu gibi korunuyorlardı; bronzdan elleri, altından kanatlan vardı. Gözleri ışıldıyor­du. İster tanrı, ister insan, kim olursa olsun, bu canavarlar­la göz göze gelen herkes taş kesilirdi.
Argos Kralı'nın çok güzel, deli gibi sevdiği bir kızı var­dı. Kızın adı Danae idi. Kâhin, kralı uyararak kızı bir oğ­lan doğuracak olursa, torununun dedesini öldüreceğini söyledi. Kral, kızını bu yüzden duvarları bronzdan yapılmış bir yeraltı odasına kapattı.
Zeus, altın damlalar halinde yağan yağmura dönüşerek kızı görmeye geldi, Perseus işte böyle doğdu.
Kral gözyaşı döktü. Deniz kıyısına gitti. Kızını ve toru­nunu tahta bir kasaya kapattırdı. Ve kasayı denize attırdı. Kasa, bir balıkçının ağına takıldı. Balıkçı, anneye baktı, küçük çocuğu büyüttü. Günün birinde zorba Kral Polydectes Danae'ye tutuldu ve ona sahip olmak istedi. Perseus, bu isteğini erteleyecek olursa, kadın yüzlü canavarın başını krala getireceğini söyledi.
Gorgon (Medusa), ölümü gözlerinin içinde taşıyordu. Ölüm getiren bakışları olan bu başı kesip torbasının içine koymayı başaran kişi 'ölümün efendisi' (mestör phoboio) olarak kutsanacaktı. Medusa'nın yüzü nasıldı? Faltaşı gibi açılmış sabit bakışlı gözleri, aslan yüzü gibi geniş ve değir­mi bir yüzü, yabanıl bir yelesi ya da ayağa dikilmiş binler­ce yılandan oluşan saçları, öküz kulağına benzer iki kulağı, sürekli sırıtır gibi duran, yüzünde enlemesine açılmış bir yarığı andıran, kazma gibi dişlerini açığa çıkaran bir ağzı vardı. Dili, sakallarla kaplı çenesinin üstünde yer alan kaz­ma dişli koca ağzından dışarı fırlamıştı.
Perseus, Medusa'nın insanlara ne biçimde göründüğü­nü biliyordu; mızrağını eline aldı, kalkanını koluna bağladı ve ölüme doğru yola çıktı. Dünyanın batısında, Gorgonlar gibi birlikte yaşayan üç canavar olan Grailerle boğuştu. Bunların, düşmanlarını parçalamak için elden ele geçirdik­leri tek dişi vardı. Ayrıca, parçaladıkları yaratıkları göre­bilmek için, her an yüzden yüze geçen, sürekli açık tek bir gözü vardı.
Perseus, bir sıçrayışta o tek gözü kaptı, tek dişi de ele geçirdikten sonra Gorgonlardan, nymphelerin oturdukları yeri öğrendi. Nymphelerden, öldüren bakıştan korunması için gerekli olan büyülü dört şeyi gizlice aldı. Büyülü şey­lerden ilki kunee idi (Ölüler Tanrısı'nın kurt postundan ya­pılmış başlığı; bu başlığı başına geçiren kişi görünmez olu­yordu, çünkü ölüm, canlıları gece ile 'sarmalıyordu'). İkin­cisi kanatlı sandallardı (ayağa geçirilen bu sandallar, insa­nın bir anda tüm dünyayı aşıp yeraltı dünyasına kadar gitmesini sağlıyordu). Üçüncüsü kibisis idi (kesik bağların içi­ne konacağı heybe ya da daha doğrusu, av torbası). Sonun­cusu da harpe idi (baş kesmek için kullanacağı yay biçimin­de orak; bu, Kronos'un, babasının üreme organlarını kes­mek için kullandığı oraktı).
Perseus, Medusa'nın yaşadığı yere vardı. Onunla göz göze gelmemek için üç önlem aldı. Önce, Gorgonları uyku­da, gözleri kapalı olarak yakalamak için, yaşadıkları kor­kunç mağaraya gece girmeye karar verdi. Sonra, karanlık mağaraya girdiğinde gözlerini, Medusa'nın bakabileceği yö­nün tersine çevirdi. Perseus ayrıca, bronz kalkanını parlat­tı.
Perseus işte böylelikle, saldırdığı sırada onunla göz gö­ze gelmedi: Onu görmek için, kalkanından bir ayna gibi ya­rarlandı. Kalkan, Medusa'ya kendi görüntüsünü yansıttı; Medusa kendi görüntüsünden korkarak taş kesildi.
      Başından kunee'sini çıkarmamış, gözlerini mağaranın dibine dikmiş olan Perseus bunun üzerine orağını havaya kaldırdı. Kadın yüzlü kadın canavarın başını gövdesinden ayırdı. Gorgon Medusa'nın başını, gecenin karanlığında el­leriyle yoklayarak bulup kibisis'inin içine koydu ve sitenin tanrıçası Athena'ya götürdü; Athena bu başı kalkanının ortasına yerleştirdi.
 Caravaggio / Medusa 


“Her tablo bir medusa başıdır. İnsan, içindeki dehşeti, dehşetin imgesiyle yenebilir. Her ressam bir Perseus’tur” Caravaggio


                                                        Rubens / Medusa


Cinsellik ve Korku incelemesinden. Can Yayınları