Cinsellik ve Korku / Pascal Quignard

Seneca da, 'ölümü aşağılama'nın (contemne morteni) insana yaşamı boyunca iyi gelen bir ilaç (remedium) olduğunu söy­lüyordu.
Bahçeye bakan pencerenin angusta (dar) olması gere­kir. Bunalım, insanın boğazını sıkan şeydir. Güzellik mer­kezcildir. Her güzellik, ada biçiminde, ada kendiliği çerçe­vesinde, atomsal olarak bütünleşir ve kendisini izleyen ba­kış karşısında dağılır gider. Çerçeveleyiciler, sınır koyan­lardır. Çerçevelemek, kutsal bir yer yaratmaktır. Pencere, bir çerçeve olarak, dünyanın bir parçasını bir tapmağa dö­nüştürür. Pencere bahçeyi, çerçevenin yalnız kıldığı, tekleştirdiği manzarayı yoğunlaştırdığı biçimde oluşturur. Çerçe­venin içinde yalnızlık, uzaklaşma yaratmaya çalışan biçim­ler, bu biçimlere yavaş yavaş, adım adım yaklaşan kişinin onlar karşısında sonu gelmez bir gerileme yaşamasına ne­den olur.
Yaşamın, yaşamla birleşmeyen, yaşamdan ayrık bir yaşam olarak canlandırılması, canlının öldürülmesi anlamına gelir.
Bu devinim, daha özünde bir 'yalnızlığa çekilme'dir. Resim, insanı dünyadan çekip alır.
Utanma, bir başka yalnızlığa çekilmedir. Sevişmek için karanlık bir odaya çekilmeye yol açan cinsel utanma, bede­ni ince bir ayla ile (Plinius'un deyişiyle Parrhasios'un icat ettiği extremitas ile) örter. Söz konusu ayla, insanın bedeni­ni kurgusal bir yaralanmazlıkla, ele gelmeyecek kadar ince bir zırhla kaplar: Bu, gözle görülmez bir templum'dur. Bu­rada, gözle görülmeyen 'giysi', Adem'in 'giysi'si, libidoya değgin büyülü doku, ayla teması söz konusudur. Bu, yakı­nımızda yer alan şiddetten kaçma olduğu kadar, tiksinmeyi kendine yasaklamaktır da.
Bu, (tanrıların bedeni olan) yıldızları sardığı biçimiyle saygı aylasıdır. Posidonius, bir yapıtın güzelliğini oluştu­ran öğelerin, kozmosun öğeleri olduğunu söylüyordu. Biçi­mi, rengi, görkemi ve yıldızların ışıldamasını ayla biçimin­de ayırt ediyordu.


Görsel: Francis Bacon