20 Ocak 2012 Cuma

Önce / Cemil Yüksel


Aslına bakarsanız ben bir sözcüktenim
Kullanıla kullanıla sıradanlaştırdığınız, yıkımların hırsı
Bolca hak verilmiş, yeteneksiz ama mübarek
Bilmek isteyen kanın akışkanlığını bildik söyleşilerden
Hep bilmek isteyen bir sözcükten, bulantılarımızı
İnkâr ettiklerinizle sayılamayacak kadar tertipli

Ağır ve tarihli bir sözcükten
Gören her türlü gözle yanılmayı da illa ki gören
Direten ve tövbesi olmayan
Kendi çağrısıyla başlayan cenkten ürkmeyen
Onaran ve doğrultan yıkılana değin hep doğrultan
Yürürken kadının daha bir kadına benzemesi gibi
Hercai ve kaçmak nedir bilmeyen bir sözcükten

Bütün başlangıçların sonradan kendini gören o ilk tavrı
Bana mukayyet ol, dudaklarım kıpkırmızı açılıyor ağzına

Uslandırılmış bir deniz halidir havuz
Kötü hislerin tasnifiyle alı konmuş
Bir iç kemirme sesiyle kendini sakinleştiren
Gülmenin bile fazla okşandığı yerde sıkıntıyla
Söylenmiş bir sözcüktenim gerektiği yere kadar
Gerektiği kadar.