11 Nisan 2011 Pazartesi

Görülmüştür / Caner Ocak


görülmüştür yavrum el yazılarımızı birleştiren tanrı
kazan kaldıran gövdemin kahverengi şubatı
altımızda ve üstümüzde yırtık bir deniz anasının
nasihatlerini bağıran karanlık adamlar, görülmüştür
kül renginde bir kadın boğazlarken istanbul'u
yarabandıyla ve bandoyla eşlik etmiştir vapurlar
göğsünde kaldırım taşları ve gözyaşları
arsız mart kedileri görülmüştür

masanın üstüne vuruyor koskoca bir mevsim kendini
sana kalsa tekerleklerin üstünde Üsküdar'ı bıçaklıyor biri
yani şehrin göbeğinde memelerini kaldırıp
yani ferdi tayfur daha ölmedi... görülmüştür
geniş tabanlı dizlerimde ayağa kalkmaya çalışan dilenci
çıt ve çit sesleri yalancı, görülmüştür
göğün genzini gözlerinden akıtması
herhangi bir baharda, mesela bir bankta
martılara zılgıt çekerken gök, görülmüştür

ölümlüdür yavrum nefesimdeki gurbetçi sancı
en çok bir tren rayında kasıma acı çektirebilir
görülmüştür kasıklarında vagon sesleri
kartlı öpücükler, titrek şarkılar ve ruj izleri
acil çıkış kapısından terk edin gençliğimi
bu ilk olsun ve yorgun iki saç teli gibi
ve şarkılı ve kırık ve jiletlenmiş bir kalabalığın
içinde -yani tam ortasında- görülmüştür

özgeçmişini terk etti yavrum tanıdığım şairler
ne kadar güzel özetliyor yağmur geceyi, görülmüştür
bırak kalbini yunan adalarından geçen bir
tank bombalasın, bırak freud göz kapağında
tamamlasın önsözünü hayatın, görülmüştür
taze mezarlıkta açan çiçeklerin sulu meyveleri
rakı şişeleri ve harmandalı oynayan karşıyaka

yüzümün sığ sularında dört tarafı kanla çevrili bir kadın
görülmüştür, vatan ki sevgilinin teni, yüz üstü düştüm
bir hengame ölmek üzere batan topraklarında
savaşçılar ölmez yavrum savaşanadır ölüm.