Evliliğin Fizyolojisi / Honoré de Balzac

Çözümleyici İncelemeler

(...)

BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL GÖZLEMLER

Usa aykırı yasalara, düzeltilinceye kadar karşı çıkacağız; bu arada da söz konusu yasalara körü körüne itaat edeceğiz. (Diderot)

DÜŞÜNCELER I

Konu

Fizyoloji, nedir benden istediğin?
Amacın şunları kanıtlamak mı bize?
Evliliğin, birbirini tanımayan iki insanı yaşam boyu birlikte olacak şekildi'birleştirdiği mi?
Yaşamın tutkudan başka bir şey olmadığı, oysa tutkuyu törpülemeyen bir evliliğin de var olmadığı mı?
Evliliğin, toplumları ayakta tutan, ancak doğa yasalarına da aykırı bir kurum olduğu mu?
Evliliğin yol açtığı dertlere karşı pek güzel bir önlem olan bo­şanmaya herkesin her zaman can atacağı mı?
Bütün sakıncalarına karşın, evliliğin mülkün tek kaynağı oldu­ğu mu?
Hükümetlere sonsuz güvence sağladığı mı?
İki insanın, yaşamın dertlerini sırtlanmak için beraberlik kur­malarının çok dokunaklı bir şey olduğu mu?
Tek bir düşüncenin, ayrı iki iradeyi yönetmesini istemekte gü­lünç bir yan bulunduğu mu?
Kadına köle gibi davranıldığı mı?
Her yönüyle mutlu evliliklerin bulunmadığı mı?
Evliliğin, cinayetlerin en büyüğü olduğu, herkesçe bilinen öte­ki cinayetleri gölgede bıraktığı mı?
Sadık kalmaya, en azından erkek için, olanak bulunmadığı mı?
(...)
Zinanın, insanın başına evliliğin sağladığı iyiliklerden daha büyük dertler açtığı mı?
Kadının sadakatsizliğinin, toplumların ilk kurulduğu döneme kadar uzandığını, evliliğinse, süregelen bu aldatmalara direndiğini mi?
Aşkın yasalarının iki insanı birbirine, insanların insanların yaptığı hiçbir yasanın ayıramayacağı şekilde bağladığı mı?
Kütüklere yazılmış evlilikler bulunduğu gibi, doğanın itkisiyle, tatlı bir uyum içinde, ya da kafalar hiç uyuşmadığı halde, ten uyumunun sağladığı çekimle, gökyüzüyle yeryüzünün bir karşıtlık içinde bulunmaları örneği evlilikler de bulunduğu mu?
Boylu poslu, akıllı kocalar bulunduğu gibi, karılarının çok çir­kin, kısacık ya da salak mı salak âşıklar tuttuğu evlilikler ile bulun­duğu mu?
Bütün bu soruların cevapları ciltlerle kitap yazılmasına yol açabilir; ne var ki bu kitapların hepsi şimdiye kadar yazılmış, orta­ya çıkardıkları sorunlara da her dönemde sürekli çözümler üretilmiş.
(...)

Dolayısıyla, on dokuzuncu yüzyılda kalkıp da Evliliğin Fizyolojisi'ni yazmak, değersiz bir derlemeden ya da bir bönün başka bön­ler için kaleme aldığı bir yapıttan başka bir şey değil: Vaktiyle bil­ge papazlar, altından terazilerini ellerine alıp her şeyi en ince ay­rıntılarına varıncaya kadar tartmışlar; üstat hukukçular gözlükleri­ni takıp evlilik türlerinin tümünü birbirinden ayırmışlar; yaşlı başlı hekimler, skalpellerini ellerine alıp tüm yaraların,üzerinde gezdir­mişler; deneyimli yargıçlar, kürsülerine çıkıp evlilik sözleşmesinin, bozulmasını gerektiren tüm durumlar üzerinde karar vermişler; sevinçten ya da acıdan çığlıklar atan kuşaklar gelip geçmiş; her yüzyıl, bu konuda kendi oyunu sandığa atmış; Kutsal Ruh, şairler, yazarlar, Havva Anamız'dan Troya savaşına kadar, Helena'dan Madame de Maintenon'a, Louis XIV'ün karısından çağdaş kadına kadar yazılacak her şeyi yazıp çizmişler.
Fizyoloji, nedir öyleyse benden istediğin?
Örneğin bir erkeğin evliliğe aklının yatmasını sağlamak için oldukça iyi çizilmiş tablolar mı sunmak istiyorsun bize?
Şu nedenlerle mi evlenmeli bir erkek?
Aklına taktığı için... bunu herkes bilir;
İyilikten; bir kızcağızı anasının boyunduruğundan kurtarmak için;
Öfkeden; kızın yakınlarını mirastan yoksun bırakmak için;
Hor görülen sadakatsiz bir metrese inat olsun diye;
Tatlı delikanlılık yaşamından sıkılmak yüzünden;
Çılgınlıktan, ki her zaman bir çılgınlıktır;
Bahis yüzünden, Lord Byron'ın başına geldiği gibi;
Onurlu davranmış olmak için, Georges Dandin gibi;
Çıkar yüzünden, çoğu evliliğin nedeni budur;
Gençlik yüzünden, okulu bitirir bitirmez, o şapşallıkla;
Çirkinlik yüzünden, ileride kadın bulamama korkusuyla;
Makyavelcilik yüzünden, yaşlı bir kadının mirasına hemen konmak için;
Gerekseme yüzünden, oğlumuza toplum içinde onurlu bir yer kazandırmak için;
Zorunluluk yüzünden, genç bayan zayıf bir yapıya sahip olduğu için;
Tutku yüzünden, ve o tutkuyu daha güvenli bir ortamda iyi­leştirmek için;
Süren bir kavga yüzünden, bir davayı sona erdirmek için;
Şükran duygusuyla, aldığından fazlasını verebilmek için;
Bilgelikten, öğreti sahibi kimselerin hâlâ başına gelen bir şeydir bu;
Vasiyet yüzünden, amca ya da dayılarınızdan biri mirasını size, kendi seçtiği bir kızla evlenmek koşuluyla bıraktığında;
Yaşlılıktan, kendine bir son hazırlamak için;
Alışkanlık yüzünden, atalarımızın izinden gitmiş olmak için;

(...)

Gayretkeşlik yüzünden, günah, işlemek istemeyen Saint-Aignan dükünün yaptığı gibi.
Ne var ki sıraladığımız bu evlilik kazaları şimdiye kadar otuz bin komedinin, yüz bin romanın konusunu oluşturmuş.

(...)

— Evet, çılgın usta. Evliliği limon gibi sıkıp dur bakalım; ne kadar sıkarsan sık, çocuklar için eğlenceden, kocalar içinse sıkıntı­dan başka bir şey çıkartamazsın. Çıkacak olan, hiç sonu gelmeyen bir ahlak dersidir. Oturup bir milyon sayfa doldursan, çıkarabile­ceğin yalnızca budur.
Bu arada, işte size sunacağım ilk önerme: Evlilik, karı kocanın tanrıdan kutsanmayı diledikten sonra giriştikleri, ölçüsü kaçırılmış bir kavgadır, çünkü birbirini sürekli sevme girişimi, girişimlerin en süreksizidir; çok geçmeden hır çıkar; zaferi kazanana gelince -yani özgürlük-, en becerikli kim davranırsa, onundur.

(...)