Fikir Kırıntıları / Cemil Sena

XI
Işıkta, parlamak, aydınlatmak ve yayılmak iştiyakı vardır. İçine yanar ışık olamaz: Eğer ken­dinde ilim ve faziletin böyle bir kudretini seziyorsan, biz, yalnız seni aydınlanmış değil, belki etrafını da ışıklı görmeliyiz. Sü­kûtundan, karanlığından anlıyo­ruz ki, sen sadece kendinde bu şeylerin varlığını zannederek tak­dir edilmediğine ve cemiyetin sendeki liyakatleri göremediğine inanan kuruntulu ve zavallı bir adamsın! Bunun içindir ki, hiç bir gün ihtiyarlamak istemiyo­rum ! Etlerim ve kemiklerim çü­rümeye başlıyacak, belki gözle­rim de görmesini değiştirecektir. Fakat kafam, fakat kafam daima taze, daima dinç ve genç kala­caktır. Ve her yeni harekette benden bir parça olacaktır! İşte seni böyle görmek isterim, kari!

XII
Her böcek dut yaprağını yiye­bilir. Fakat hiç birisi ipek böceği gibi bu yeşil ottan koza çıkara­maz! Dut yaprağı ipek olmıya hiç te mecbur değildir. Fakat onu, ipek haline getiren bir mah­lûk vardır. Bu sebeptendir ki, kari, bu âlemde hiç bir şey, kendi kabiliyetimizin hududunu aştığı için adî veya aşağı değildir. İş­lere, mesleklere ve tekmil insan­lığı çeken veya uzaklaştıran kıy­metlere kudsiyet ve ehemmiyet veren insandır; kabiliyettir. Hiç bir işin kendisinde asalet yoktur. Onu yükselten senin yüksek kabiliyetindir!

XIII
Hayat tatlıdır; tadını almasını bilenler için... Bahçelerdeki bin bir türlü, bin bir renkli çiçekler­den istediğinizi ağzınıza alınız; içinde tatlı olanını bulmak ne kadar zordur. Halbuki arılar, lezzet ve kokunun nerede oldu­ğunu bilirler; ve acı nebatlardan usareler çıkarırlar. Bunun için­dir ki, karim, hayat acı olabilir; hüner onu tatlandırmakladır. Onun lezzetini çıkarabilmektedir. Sen, hiç sevildiğinden haberi olmıyan bir kadının omuzlarından öptün mü? Şu halde hayattan ne diye şikâyet ediyorsun ?!

XIV
Bir kadın vücudunda gezen erkek eli gibi, sen de hayatı sıka­cak ve onun usaresini emecek­sin; ve senin bu hareketinden, ka­dın gibi hayatta zevk alacaktır.

XV
Hangi şeyi tecrübe ettinde, o şeyde kabiliyetli olup olmadığını anladın? Talisizlik ve adaletsizlik, senin kendi miskinliğinden ve ihtiraslarının hududunu önceden tayin edemediğindendir, Bedbin bir şikâyetçi olmaktansa, hakkında şikâyet edilen ve dediko­du yapıları bir devirici, bir yıkıcı, bir mücadeleci ol, kari!

XVI
Güneş çıkar çıkmaz evvelâ tepeleri aydınlatır. Tepeler her ışığı, her rüzgârı ve her yıldırı­mı herkesten önce tatmak isti­yormuş gibi hırsla kabarmış ve yükselmişlerdir! Bir hakikatin, bir yeniliğin, bir faziletin ışığı da herkesten evvel insanların temiz ve yüksek alınlarını aydınlatır! Tepeler, bu ışık sevgisini her şeye rağmen bırakmazlar; ışık için yıldırımlara, tufanlara katla­nırlar. İnsanların büyüğü de bu te­peler gibi, doğruluğa, temizliğe, eyilik ve ülküye olan aşkla­rını hiç bir zaman önlerine çıka­cak ihtilâllere, isyanlara, kanun­ların iradeyi kırmak istiyen çetin, merhametsiz zencirlerine feda etmezler! Kari, ne vakit içinde bu büyüklüğü duyarsan, o vakit bu toprağın evlâdı olacaksın! O vakit bu toprak, sana lâyık oldu­ğun şeyleri verecektir.

Varlık Dergisi Arşivinden.